Çarşamba, Nisan 1

Bu Ülkeden Gitmek Mi?

Zaytung mutlaka işi bırakmalı, haberler o halde; kabul! Her olumsuz anda, her olumsuz olayda gitmek midir çare? Durdurun ülkeyi inecek var, ne demek? Bayrak desem, toprak desem, uğruna akıtılmış kan desem? Sahip çıkmak istemez misiniz? Kalmak istemez misiniz? Her olayda tasını, tarağını toplayıp gitmekten bahsedenleri anlamıyorum. Bu kadar mı seviyorsunuz ya da bu kadar mı nefret ediyorsunuz?
Gün içinde kızdığım/iz onca olay oluyor, artık tepkisizleşmiş bile olabiliriz ama gitmek mi; ASLA!

Salı, Mart 31

Prototype No1 Maslak - Plus Kitchen

İç içe geçmiş yeni nesil yerleri, şehrin zamansızlığını düşününce iyice sevmeye başladım ama asla Eataly kadar dağınık olmadığı sürece... Sağlıklı ve lezzetli seçenekler sunan, çevreye duyarlı ve geri dönüşümü destekleyen bir ekip tarafından oldukça sade, modern ve profesyonel bir tasarım ile hayata geçirilen Plus Kitchen'in Maslak No:1' deki mağazası. Plus Kitchen haricinde içeride küçük bir bookstore, coffee shop ve pizzeria da bulunuyor. Yine aynı sadelikte ve sıcaklıkta bir mekan.

Plazanın zemin katında olması sebebiyle kalabalık olan sabah ve öğle saatleri aksine gün içerisinde genelde sakin; ferah ve ışık alan bir mekan olduğu için lezzetli bir kahve eşliğinde saatlerce oturup çalışmak, kitap okumak mümkün. Fakat öğle saatlerinden sonra çok fazla yemek çeşidi kalmadığını belirtmekte de fayda var. Kabak tatlısını benim için de yiyin lütfen:) Aynı zamanda hafta sonları makarna yapımı gibi değişik workshoplarda yapılıyor. Aldığınız ürünler Furoshiki ile bohçalayarak paketleme yapılıyor
Japon kültüründen gelen Furoshiki, kumaşla "bohçalayarak" paketleme tekniğinin adı. Bir kumaş parçasını sayısız farklı şekilde katlayarak eşya taşımak mümkün olduğu gibi farklı desenlerdeki kumaşlarla el yapımı hediye paketleri ya da çantalar da yapılabilir ki ben bayıldım!

Cuma, Mart 27

Jelatin

Karşılıklı oturduk. Barmen'e bakışınla, her zamanki içkinden getirmesi bir oldu, içine çektin sigaranı ve dumanı koca bir oflamaydı aslında. Sakalların uzamış, şimdi fark ettim, dağılmış halin bile başka bir adam bana. Çokça sessizlik var oysa, sana bana yakışmaz halde. Üşüyorum biraz, içkimi bitiriyorum. Garip oysa ben konuştukça sen kendine yenilir bağırır, sesinin içinde sesimi kaybettirirdin bana, şimdi ise ben konuşmuyormuşum gibisin, kendi sesimde kayboluyorum, burada değilsin belki sen ve belki gerçekten beni duymuyorsun. Sigaran bitince kalkıyorsun, bana doğru uzanıyorsun, elimi tutacaksın sanıyorum, ah benim bitmek bilmez beklentilerim, sen mutfakta su içmeye gidersin, ben bana süpriz bir şeyler hazırladığını düşünürüm, sen trafik yüzünden beş dakika geç gelirsin, ben çiçekçide kararsız kaldığını düşünürüm. Oysa sigara pakedinin jelatinini açıyorsun ve yine bir anda tüketiyorsun, cüzdanından çıkardığın parayı bara bırakıyorsun, yanında oturan ben değilmişim gibi gidiyorsun. Kalıyorum, belki arkandan gelmem, seni ikna etmem gerekir, ama kaçıncı aynı anı yaşayışım bilmiyorum, hesapsız yaşamak bu mu yoksa? Belki alışmışlık, belki kabullenmişlik. Sırtımı kapıya döndüm, barmen k/a/e/derci bir dost gibi, içkimi tazeledi, "bugün her zamanki gibi çok güzelsiniz" dedi, işine döndü. Fark eder mi, etmeli bence! Her zaman bir adam için yaşanmış bir hayatı, nasıl kendiniz için yaşamaya başlarsınız, nereden başlarsınız ki?

İnsanlar değişebildiğine göre kalplerde değişir değil mi, ben ne olursa olsun değişmeyen kalpler gördüm, korktum...

#Kitap son hız devam ediyor, kısa bir kesit olsun bu da...

Unutmayın...

Bakın kızlar,

Biliyorsunuz, defalarca terk edilen arkadaşlarınıza anlattığınız gibi olacak; zaman tüm bu acılarınızı silecek, her şey geçecek ve siz tüm bu olanlara güleceksiniz. Aradan uzun zaman geçince bir gün aklınıza gelecek ve nerede ne yaptığını arkadaşlarınıza sormaya utanacaksınız, google’da aratacaksınız ismini, karşınıza bir zamanlar bir yerlerde çektirdiği resmi çıkacak, ya Linkedİn hesabından bir profesyonel bakış atacak size, ya da ailesi ile komple sırıticaklar karşınızda, uzun süre resmini inceleyeceksiniz, belki çocuklarına bakacaksınız, babalarına benzeteceksiniz, belki evlendiği kadınla, kendinizi karşılaştıracaksınız.Ardından o kadar ağlayıp, acı çektiğim adam bu mu diyeceksiniz, kendinize şaşırıcaksınız. Sevişmelerinizi düşündüğünüz zaman, size dokunduğunu hayal edemeyeceksiniz, belki mideniz kaldırmayacak ve belki eliniz, çünkü olmayacak o artık. O sizin ardından olduğunuz adam var ya kızlar, o adam olmayacak; hayat O’nun için hep akmış, hiç durmamış olacak.
Sizin için de durmasın, hiçbir zaman...

#Kitap son hız devam ediyor, kısa bir kesit olsun bu da...

Kovalar hep gider zaten...



Sınırsız hayal gücüm var ama,
Hareket edecekken senlerimde var,
Anı yaşarken ötesi var aklımda ama,
Bağlanmakta başka güzel,
Gitmekte var, en olmadık zamanda ama ,
Sende durmazsın biliyorum,
Ben,
Gideceğim,
Sen,
Gideceksin,
Biliyorum,


Unuttum...

Coğrafya derslerinde öğrendiklerimi unuttum, savaşlardan kimlerin galip çıktığını, özellikle öğrendim sandıklarımın hepsini unuttum. Kendimi kandırmayı bıraktım, kendimle oyun oynamayı. Aynaya bakınca gördüğüm, gün içinde kendimi sandığım kişi değil, bunu fark ettim. Boynumda bir çizgi var. Derince. Yılların benden esirgemediği yakınlığına şahit bir halka. Evlilik gibi. Sevdiğim okul arkadaşlarımın soyadlarını, öğretmenlerimi, uğruna saatlerimi harcadığım ders notlarımın hepsini unuttum. Ders programlarımı, sınıfta nerede oturduğumu unuttum. Unutmam dediğim bir çok şey gibi. Listelerce. Sadece içimde yaraları, yüzümde derinliği kalanlar oldu. Gülümsemelerime takılanlar. Adını, kokusunu unutmadıklarım. Özlediklerim oldu. En unuttuğumu sandığım anda. Kendini yeniden tanıştırırcasına, ısrarcı, yenilmeden, yenilenerek...

İçin.Senin.

Uyandım.
Denize gittim.
Yüzümü yıkadım.
Tuzlandım.
Tuza bulandım.

Uyandım. Zamansız. Alarmsız. Kararsız. Sığındım. Savruldum. Saati aradım. Bulamadım. Telefonuma bakındım. Bulamadım. Nefes aldım. Gözlerimi kapadım. Güneş gözüme kaçtı. Uyandım. Zamansız. Alarmsız. Kalktım. Dışarı çıktım. Nefes aldım. Kuşları izledim. Bulutlara yaslandım. Denize gittim. Yüzümü yıkadım. Tuzlandım. Tuza bulandım. Hamaklandım. Sincapları izledim. Söğüt ağacı ile konuştum. Elma ağacı ile dertleştim. Bir tane elmasından paylaştı. Doydum. Rüzgarda uyudum. Hamakta sallandım. Gözlerimi kapadım. Üşüdüm. Pikemi aradım. Buldum. Telefonumu aradım. Bulamadım. Kimse yok. Ses yok. Nefes aldım. Aklıma geldin. Seni düşündüm. Gülümsedim. Ağladım. Bekledim. İnandım. Aramadım. Yürüdüm. Sahilde. Ayak izimle. Topladım. Çakıl taşları. İçin.Senin.


Kahretsin neden aramıyorsun? Telefonumun sana özel melodisi yeter, yataktan zıplamama.

Perşembe, Mart 26

Biliyor musun sevgilim?

Bazen her şeyin gerçekten, "gerçek" olup olmadığını merak ediyorum.
Bazen "her şey bu kadar da zor olmamalı", diyorum.
Bazen yaptığım işten çok sıkılıyorum.
Bazen "bu insanlarla ne işim var benim?", diyorum.
Bazen kimseyi umursamadan yazmak istiyorum, tamamı noktasız dümdüz!
Bazen tüm gün kahvemi içip, kitabıma gömülmek istiyorum.
Bazen yataktan hiç çıkmak istemiyorum.
Bazen küfür etmek istiyorum.
Bazen gerçekten susabilmek istiyorum.
Bazen gülmekten gözümden yaşlar gelsin istiyorum.
Bazen dünya'ya kulaklarımı tıkamak istiyorum.
Bazen öyle insanlar, öyle laflar ediyolar ki "yuh be" kelimesini, defalarca tekrar emek istiyorum.
Bazen gerçekten çok güçlü olmak isiyorum.
Bazen feci halde hayatımı rafa kaldırıp, yenisini seçmek istiyorum.
Bazen ne yapacağımı unutmak istiyorum.
Bazen ne giydiğimi hiç umursamıyorum, bazen dolabımın başında saatler geçiriyorum.
Bazen kendi kendime çok eğlenmek istiyorum.
Bazen saçlarımı pembeye, bazen mora boyamak istiyorum.
Bazen köprüler yerine duvarlar inşaa etmek isiyorum..
Bazen hiç konuşmamak  istiyorum.
Bazen gelmeni, bazen hiç gelmemeni istiyorum.
Bazen seni özlüyorum.
Bazen sigaraya başlıyorum.
Bazen...

...ve bazen yeri asla doldurulamayacak şeyleri kaybediyorum...

Hoşnut

Kendimi her zaman mutlu hissederim. Neden biliyor musunuz? Çünkü kimseden bir şey ummam. Beklentiler daima yaralar. Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin. Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin. Sadece kendiniz için yaşayın ve;
 Konuşmadan önce dinleyin,
 Yazmadan önce düşünün,
 Harcamadan önce kazanın,
Dua etmeden önce bağışlayın,
 İncitmeden önce hissedin,
 Nefret etmeden önce sevin,
 Vazgeçmeden önce çabalayın,
 Ölmeden önce yaşayın.
Hayat budur. Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun.

Pazar, Mart 15

Kapadokya

Bu post'u waysofgrace gibi yazmaya ve çılgınca resimlere boğmaya karar verdim, ne mi dinliyorum, buyrunuz :)