Cuma, Mart 6

Naber Şımarık Cuma?


Saçlarımla uğraştığım kadar uğraşmadım başka bir şeyle şu hayatta! Denemediğim renk kalmadı, tabi ki lise yıllarında saçlarımı kazıttIğım resimleri paylaşmayacağım burada! Ufak ya da günlük dokunuşları daha çok seviyorum artık. Çılgınca değişimleri artık anlık heveslerle yapamıyorum. Geçen sene flash tattoo'lar ile kafayı nasıl bozduysak, bence bu yaz saçlarımıza takacağımız tüylerle ve çılgın renklerle (yıkayınca akan boyalarla) kafayı yiyeceğiz, ınstagramdaki renkli şemsiyelerden kaçtığımız kadar kaçacağız sonunda, kesin, köşe bucak!


Bu da Cuma'nın şarkısı olsun ve hafta sonu şimdiden başlasın!

Perşembe, Mart 5

Uzaklık



Bazen hayatımda olan herşeye geri çekilip uzaktan bakmaya çalışıyorum, hatta mümkünse başkalarının gözünden, her şeyi daha iyi görebilmek ya da anlayabilmek, kendimi tartabilmek adına...
Ama bazen gerçekten uzaktasındır...
İçinden çıkamayacağımı sandığım, ne yapacağımı bilemediğim anlarda uzakta olmayı seviyorum aslında... Bugün herşeye uzaktan baktım, kendimi olaylar karşısında izledim, acımasızca eleştirdim, sevmediğim ne çok şey yaptığımı farkettim, çok kızdım kendime çok!
Uzaklık bana biraz daha sakinlik getirdi, devamlı panik halindeydim, çok şeyi kaçırmış hissediyordum oysa ne çok şey yaptığımı / yapabildiğimi gördüm, bu sakinlik bana iyi geliyor.

Çarşamba, Mart 4

Sosyal Medya'da Mahalle Baskısı!

Sosyal medya hesaplarıma dadanmış pek sevgili meraklı gözler, naber?

Kulağıma geliyor ki, sosyal medya hesaplarıma pek şahane yorumlar yapıyormuşsunuz, ben ne paylaşsam, ne yazsam olmuyormuş, her konuyu başka bir yere çekiyormuşsunuz, ayıp ama, kaç yıllık mazimiz var burada, hiç dedikodu yakışıyor mu size hem! Yine de canınız sağolsun, sessiz konuşmalarınızı duydum ama haberiniz olsun!

Ben yine, her zamanki gibi kafama göre takılıyorum, mutlu günlerimi yaşıyorum, cok takılmayın yanı... 

Bu da şarkımız olsun:)

Cansın sen La Roche-Posay

Bu kapsüller ilaç ya da göz damlası değiller, kendileri La Roche-Posay'ın yeni çıkarmış olduğu makyaj temizleyicileri.  (Toleriane Ultra Demaquillant)

Özellikle ağır makyajı çıkarmada üstüne yok, cildimi de kurutmuyor, çantama dökülmüyor, ağır değil, mazeretlerimi ortadan kaldırıyor, yoksa siz makyajını çıkarmadan uyuyanlardan mısınız?!

Salı, Mart 3

İçin.Senin.



Uyandım.
Denize gittim.
Yüzümü yıkadım.
Tuzlandım.
Tuza bulandım.

Uyandım. Zamansız. Alarmsız. Kararsız. Sığındım. Savruldum. Saati aradım. Bulamadım. Telefonuma bakındım. Bulamadım. Nefes aldım. Gözlerimi kapadım. Güneş gözüme kaçtı. Uyandım. Zamansız. Alarmsız. Kalktım. Dışarı çıktım. Nefes aldım. Kuşları izledim. Bulutlara yaslandım. Denize gittim. Yüzümü yıkadım. Tuzlandım. Tuza bulandım. Hamaklandım. Sincapları izledim. Söğüt ağacı ile konuştum. Elma ağacı ile dertleştim. Bir tane elmasından paylaştı. Doydum. Rüzgarda uyudum. Hamakta sallandım. Gözlerimi kapadım. Üşüdüm. Pikemi aradım. Buldum. Telefonumu aradım. Bulamadım. Kimse yok. Ses yok. Nefes aldım. Aklıma geldin. Seni düşündüm. Gülümsedim. Ağladım. Bekledim. İnandım. Aramadım. Yürüdüm. Sahilde. Ayak izimle. Topladım. Çakıl taşları. İçin. Senin.


Kahretsin neden aramıyorsun? Telefonumun sana özel melodisi yeter, yataktan zıplamama.

Kendi Yolumda

Başlayalım mı gençler?

Yokluğumda neler oldu neler, hayatım hooopppp tepetaklak...

Bloğu açmadan önce şöyle neler yazmışım diye baktım, aslında her cümlemde, her kelimede ne kadar çok gizlemişim duygularımı ve kendimi onu farkettim, ne kadar çok şey anlatmışım size, şaşırdım... Elbette bir çok yazıyı sildim, fotoğrafı kaldırdım...Neden gittin derseniz, öncelikle yılan hikayesine dönen kitabıma konsantre olmak istedim, o kadar çok duygu karmaşasının içinde kaldım ki, kitabı başladığım naif dilde resmen bitiremiyorum, çünkü yazarken inandığım her şey yalan oldu. Artık o şekilde düşünmüyorum ve tabii inanmiyorum. Sonra canım yazmak istemedi, hiçbir şeye aldirmadan, kim ne der diye dusunmeden ve tabii hiç kimseye...

Neden döndün derseniz, canım kendime yazı yazmak istiyor, gerçekten yazmanın iyileştirici bir yanı olabilir mi? Bence olabilir...

Bu da şarkısı olsun dönüşümün...

Çarşamba, Ocak 7

Hayat Bu İşte!



Selam yerdenuzak...

Sana yazmamak üzerine, sana dönmemek üzerine ne çok şey yazdım, üstüne ne güllü, dalli bloglar kokladım bir bilsen...yapamadım ama...olmuyor...belki yaşadıklarımızdan...belki sana yazdıklarımın derinliğinden...bilmiyorum...Şu an tek bildiğim seni her halinle, tüm yaşanmışlıklarla çok sevmem ve çok özlemem. İki gündür pek keyfim yok, dertlenmeye mi geldim sana bilmiyorum, her zaman çok gülmek, çok mutlu olmak istesem de olmuyor, biliyorsun...Hadi bakalım bu da senin şerefine bir şarkı olsun;)


Pazar, Temmuz 6

Storia De Un Tale


Ayaklarımı Sergio Cammariere / Storia De Un Tale’ e doğru uzattım,  hamakta sallanmaya devam ettim, rüzgarda uçuşan saçlarımı şapkamın altına topladım, hiç bir şey düşünmeden sadece boşlukta sallandım. 

Salı, Haziran 3

Hayat kısa mı?


Babam birgün hayat için 'o kadar uzun ki!' demişti, düşündüğümde oldukça saçmaydı, çünkü bana göre hayat sevdiğin kitapları okumak, filmleri izlemek, dünyayı gezmek, sevdiklerinle vakit geçirmek için o kadar kısa ki... Oysa şimdi anlıyorum demek istediğini, bir yandan da ne kadar uzun hayat, elime üniversitede çalınan resimlerden üç tanesi geçti, uzun uzun izledim kendimi, aradan geçen on yılı düşündüm, arada kalan hayati düşündüm, hayatıma girip çıkan insanları düşündüm, yaşadığım zorlukları düşündüm,mutluluklarımı düşündüm, çocuklarımı düşündüm...Gülümsedim, herşeye  rağmen, olası yaşayacağım günlere sevindim...

Pazartesi, Haziran 2

Hazırım!


Ekranımı o kadar çok kararttım ki...O kadar çok ölüm, o kadar çok takılacak şey buldum ki, o kadar dertlenip, o kadar çok boş verdim ki, o kadar durmak istedim ki...

Bloga mutlu dönmeye çalıştıkça, daha çok uzaklaştım, değil en sevdiğim şeyi yapmak, canım hiçbir şey yapmak istemiyordu...

Bazen ölüm sizi, çok fazla değiştiriyor, bazen fazlasıyla unutup, aynı eski haline geri dönebiliyorsun, bazen de diyorsun ki, hayat, sen gerçekten sadece yaşadığın an kadarsın...

Bazen de o kadar çok dibe vuruyorsun ki, zıplamak istiyorsun, her anlamda...

Ben hazırım!